$  27.650 UAH /  27.950 UAH  31.200 UAH /  32.000 UAH
Mevduat Oranlarimiz: UAH - 6 ay/%17, 12 ay/%19, USD - 6 ay/%6.50, 12 ay/%7.25, EUR - 6 ay/%6.50, 12 ay/%7.25

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi: “ Avrupa Birliği’nin güvenilir ortağıyız”

korsunsky22Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Dr. Sergiy Korsunsky, “Ukrayna, her zaman olduğu gibi, Avrupa Birliği’nin güvenilir bir ortağıdır. Bundan sonra da Rus doğal gazının Ukrayna toprakları üzerinden AB ülkeleri ve Türkiye’ye transit aktarımı konusunda üzerine düşen bütün yükümlülükleri tamamen yerine getirmeye devam edecektir” diye konuştu.

Ukrayna Büyükelçisinin “Gas & Power” Dergisine Röportajı

İşbirliği önerileri

Büyükelçi Dr. Sergiy Korsunsky, Türkiye ile işbirliği önerisinde bulunarak şunları söyledi: “Türk partnerlerimize Türkiye’de bir dizi doğalgaz ve petrol boru hattının ve yeraltı doğalgaz depolama tesislerinin inşaat projesinin gerçekleştirilmesi konusunda işbirliği öneriyoruz. Bu önerimize ayrıca Karadeniz’de ve üçüncü ülkelerde hidrokarbonların araştırılması ve çıkarılması da dahil.”

Transit gazda sorun olmaz

Ukrayna sahip olduğu jeopolitik konumla beraber hem Rusya hem de AB için çok önemli. 2013 yılının sonlarından bu yana yaşanan gelişmeler ve Mart ayında Kırım Yarımadasının Rusya tarafından ilhakı gibi gelişmelerle birlikte Ukrayna’nın enerji ve jeopolitik açıdan son durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğası gereği bir Avrupa ülkesi olan Ukrayna, bağımsızlığını yenilemesinin ardından Avrupa kuruluşlarına entegrasyon yolunda ilerlemektedir. Anılan rota, ulusal mevzuatta yer almaktadır. 2011 yılında, Serbest Ticaret Anlaşması’nın ayrılmaz bir parçası olduğu Ukrayna’nın Avrupa Birliği ile Ortaklık Anlaşması için müzakere süreci tamamlanmıştı. Ancak bu belgenin hazırlanması birkaç yıllığına ertelenmişti. Söz konusu Anlaşma’nın imzalanması Kasım 2013 dönemine planlanmış ve Ukrayna’da bunun için gerekli neredeyse bütün iç prosedürler bitirilmişti. Ancak Ukrayna’nın o dönem yönetimi aniden bir önceki kararını değiştirerek, anlaşmayı imzalamaktan vazgeçtiğini bildirmişti. Bu adım şüphesiz, Ukrayna’nın entegrasyonu sağlanmış olan demokratik dünyanın bir parçası olarak kalkınmasını ve ekonomisini AB kuralları ile standartlarına uyumlu bir şekilde geliştirmesini istemeyen dışarıdaki güçlerin baskısı altında atılmıştı.

Böyle bir ihaneti, hakareti içine sindiremeyen Ukrayna vatandaşları tarafından barışçıl protestolar başlatılmış, fakat bu eylemlere Ukrayna’nın eski hükümeti doğru düzgün bir yanıt verememişti. Kasım 2013 – Şubat 2014 dönemlerinde meydana gelen olaylar, yaşananlar halk arasında sonradan ‘Haysiyet Devrimi’ ya da ‘Yolsuzluk Karşıtı Devrim’ olarak adlandırılmıştı. Eski Devlet Başkanı ve onun çevresindekiler, halkın baskısına dayanamayıp, ülkeden kaçmışlardı. O dönemde devlette tek meşru iktidar organı olan Ukrayna Parlamentosu ülkede olup bitenler ile ilgili tüm sorumluluğunu üzerine almıştı.

Ne yazık ki, Ukrayna’da gelişen olaylardan Rusya yararlanmıştı. Rusya, uluslararası hukuku katı bir şekilde, açıkça ihlal ederek, Ukrayna topraklarının ayrılmaz bir parçası olan Kırım Özerk Cumhuriyeti topraklarını fiilen ilhak etmişti. Ukrayna, Rusya tarafından gerçekleştirilmiş Kırım ilhakı dolayısıyla Uluslararası Mahkeme’ye itirazda bulunacaktır. Kırım yarımadası konusunda sözde “referandum”un yapılmış olması, yürürlükteki Anayasa’ya tamamıyla aykırıdır. Zira Ukrayna Anayasası’nın maddeleri gereğince, toprak değişikliği ile ilgili kararlar ancak devlet genelinde yapılan ulusal referandum sonuçları doğrultusunda alınabilir. Bunun dışında, Kırım’ın yabancı askeri güçler tarafından fiilen ilhakı koşullarında sözde ‘referandumun’  gerçekleştirilmesi, o bölgedeki sakinlerin iradesinin gerçek bir ifadesi olarak kabul edilemez.

25 Mayıs 2014 tarihinde Ukrayna’da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmış, bunun sonucunda Sayın Petro Poroşenko halktan çok büyük bir destek almıştı. Ukrayna halkının bu seçeneğini Türkiye’nin en üst devlet yöneticileri de dahil olmak üzere, bütün dünya liderleri takdir etmişlerdi.

Ukrayna, dışarıdan provoke edilmiş ve devletimizin doğusundaki ayrılıkçı duyguları kışkırtma girişimlerine karşı uygun bir direnç verebilir. Bu amaçla Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın Petro Poroşenko tarafından Barış Planı oluşturulmuş ve bu belge önde gelen uluslararası kurum, kuruluşlar ve Batı’daki ortaklarımızın takdirini almıştı.

Bununla birlikte, eski rejim döneminde oluşmuş Rus enerji kaynaklarının taşınması sisteminin yolsuzluk bileşeninden kurtulması, Ukrayna’nın başlıca vazifelerinden bir tanesidir. Ukrayna, AB’ye ve Balkan ülkeleri güzergahı ile Türkiye’ye Rus enerji kaynaklarının kendi toprakları üzerinden transit olarak geçişinin sağlanması konusunda temel ve şüphesiz ki güvenilir bir ülke olmaya devam etmektedir. Biz, Avrupalı ortaklarımız ile birlikte, devletimizin sosyal ve endüstriyel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla gerekli olan enerji kaynakları için adil, şeffaf fiyatlandırma mekanizmalarının kullanılması konusunda Rus tarafı ile uzlaşmaya varmaya çalışıyoruz. Fakat böyle anlaşmalar dünya standartlarına uyumlu ve politik şantaj unsurlarından mahrum olmalıdır.

Bilindiği üzere Gazprom, Ukrayna’ya sadece peşin ödeme yaptıkları takdirde gaz tedarik edeceğini açıklamıştı. Naftogaz ve Gazprom arasındaki fiyatlandırma konularında değerlendirmeleriniz nelerdir? Son gelişmelerle beraber Ukrayna üzerinden Rus gazının Avrupa’ya arzı konusunda Kiev’in tutumu ne olacaktır?

Benim şahsi kanaatimce ‘Naftogaz’ ve ‘Gazprom’ şirketleri arasındaki ilişkiler, açık iki taraflı anlaşmalar yolu ile düzenlenmeli ve hiçbir şekilde siyasi durum değişikliklerinden etkilenmemelidir. Bu aşamada, Rus tarafının yapıcı bir diyaloğa başvurmak istemediği bir dönemde, Stockholm’daki Tahkim Uluslararası Mahkemesi’nin kararı, bunun tek çıkar yolu olarak karşımıza çıkıyor.

Bu da, Rus doğal gazı için fiyatlandırma meselesini hukuk alanına döndürecek her iki taraf için tamamen yeterli ve dengeli bir adım olacaktır. Bu arada Ukrayna, her zaman olduğu gibi, Avrupa Birliği’nin güvenilir bir ortağıdır ve bundan sonra da Rus doğal gaz transitinin Ukrayna toprakları üzerinden AB ülkeleri ve Türkiye’ye yapılması konusunda üzerine almış olduğu bütün yükümlülüklerini tamamıyla yerine getirmeye devam edecektir.

Bu günlerde Rusya Ukrayna’ya sadece transit doğal gazı göndermesine rağmen, Ukrayna Rusya’dan teknolojik gazı bile almıyor. Bu sebeple Ukrayna kompresör istasyonlarının çalışmasını sağlamak için yeraltı depolama tesislerinde bulunan kendi doğal gazını kullanmak mecburiyetinde kalıyor.

Ukrayna Avrupa enerji güvenliğinin güçlenmesine hizmet edecek

Yeni Devlet Başkanı Petro Poroşenko’nun seçilmesinin ardından gelen süreçte Ukrayna 26 Haziran’da AB ile Ortaklık Anlaşması imzalamış durumda. Bu anlaşma Ukrayna’nın enerji alt yapısını nasıl etkileyecektir? Sizce Kiev ve AB yakınlaşması Moskova’nın hem enerji hem de siyasi politikalarında ne gibi etkiler bırakır?

AB ile Ortaklık Anlaşması’nın ekonomik kısmının imzalanması, AB’nin enerji alanındaki altyapısının geliştirilmesi ile alakalı program ve stratejilerin belirlenmesi ve uygulanması sırasında Ukrayna’nın çıkarlarının dikkate alınmasını öngörmektedir. Söz konusu Anlaşma’nın ‘Altyapı Kullanımı Alanındaki İşbirliği’ Maddesi’nce ilgili her taraf, arz ve talep program belgeleri, enerji stratejileri ve enerji altyapısının geliştirilmesi planlarını oluştururken, diğer tarafın enerji ağları ve fırsatlarını göz önünde bulundurmalıdır. Bu anlaşma aynı zamanda, Ukrayna ve AB şirketlerinin tek norm ve hukuk çerçevesinde çalışmasını ve devletimizin Avrupa’nın tek doğalgaz pazarının önemli bir parçası haline gelmesini öngörmektedir.

Eşsiz benzersiz gaz nakil teknik özelliklerine ve yeraltı gaz depolama yeteneklerine sahip olan Ukrayna, Avrupa Birliği ile enerji işbirliği konusunda kendi çıkarlarını savunmak için ekstra bir unsura sahip oluyor. Bu işbirliği karşılıklı yarara dayalı olmakla beraber, Avrupa’da enerji güvenliğinin güçlenmesine hizmet edecektir.

Rusya Federasyonu’nun dış politikasına gelince, Avrupa’daki entegrasyon süreci ve tüm dünyanın küreselleşmesinin, Rusya’nın doğal gaz sektöründe kendi kurallarını uygulama çabalarından vazgeçmesine ve enerji sektörü dahil olmak üzere Avrupa kıtasında çağdaş işbirliği formlarına daha da yakınlaştırmasına nihayet yardımcı olacağına inanmak istiyorum.

Sayın büyükelçi bir röportajınızda “İstikrar, Rusya’nın ve tüm bölgenin de çıkarlarına hizmet etmektedir” dediniz. Yaklaşık 10 gün önce ise Fransız Cumhurbaşkanı François Hollande’ın ofisinden yapılan açıklamada, Ukrayna ve Rusya’nın, Ukrayna’nın doğusunda çift taraflı bir anlaşmayı ortaya çıkarmak için birlikte çalışma konusunda anlaşmaya vardıkları belirtildi. Bu son durumu doğalgaz ve enerji paralelinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlk önce, Rusya’nın Kırım işgalini ve Donbas’taki durumu istikrarsızlaştırma ve genel olarak ülkemizin egemenliğini şüphelendirme girişimlerini kınayarak Türkiye dahil olmak üzere dünya kamuoyunun Ukrayna’ya gösterdiği desteğinin altını çizmek gerekir.

Biz bu tutum için ve Doğu Ukrayna’daki anlaşmazlığın ve Kırım sorununu çözmeyi amaçlayan çok taraflı müzakerelerin desteklenmesi için ortaklarımıza minnettarız.

Bu desteğin bir başka teyidi, Doğu Ukrayna’daki krizin çözülmesi için üç taraflı grubun oluşturulmasının kararlaştırıldığı yakın geçmişte Berlin’de gerçekleşen Ukrayna, Almanya, Fransa ve Rusya Dışişleri Bakanları toplantısı oldu.

Güney Akım, Avrupa Birliği için iyi olmayacak

Moskova son zamanlarda Güney Akım boru hattı projesine çok önem vermiş durumda. Özellikle de Bulgaristan’ın projeden çekildiğini açıklamasından sonra bu hız kazandı. Vladimir Putin’in Viyana’ya yaptığı son ziyarette, Avusturyalı OMV ve Gazprom arasında anlaşma da imzalandı ve Baumgarten çok kilit bir konuma geldi. Kiev Güney Akım’ı nasıl değerlendiriyor? Rus gazının Avrupa’ya arzında Güney Akım sizin açınızdan ileride bir problem yaratır mı?

Defalarca belirttiğim gibi, Ukrayna, Avrupa ve Rusya’da bile tüm uzmanlar Güney Akım’ın her zaman siyasi bir proje olduğunu ve ekonomik nedenleri ya da enerji güvenliği ile hiçbir ilgisi olmadığını biliyorlar.

Galiba o proje birilerine gereklidir ama Ukrayna’ya gerekli değil. Bu kesin. Güney Akım, AB’nin enerji güvenliğini güçlendirmek amacıyla “yeni bir gaz taşıma koridoru” oluşturma Rus-Avrupa inisiyatifi olarak Rusya tarafından gösterildiği ve Gazprom’un AB piyasalarında tekelini güçlendirmeyi amaçlayan ve ekonomik olarak kârlı olmayan bir projedir.

Bu girişimin gerçekleştirilmesinin, AB’nin birçok ülkesinin ekonomilerinin şok durumda olduğu, AB’nin ortak bir enerji politika oluşturamadığı ve bazı üyelerinin Rusya tekeli ile bağımlı ilişkilere girerek AB’nin doğrudan direktiflerinin ve korporatif etiğinin ihlaline izin verildiği bir ortamda çalışıldığını anlamak önemlidir.

Bellidir ki Güney Akım’ın gerçekleştirilmesi AB’nin enerji güvenliğini iyileştirmeyecek. Aksine çok kötüleşmesine neden olacaktır. Çünkü bu rotadan iletimi, Ukrayna’dakinden üç kat pahalı oluyor. Ayrıca o güzergahta, olağanüstü durumlarda ve pik yüklerde doğalgazın tesliminin balans edilmesine imkan veren gaz depoları yoktur.

Avrupa’nın enerji jeopolitiğinin akademik bir konu haline geldiği şeklinde bir izlenim oluşuyor: Kimin ne olduğu ve ne yapacağı artık belli olmakta. Gazprom Karadeniz’de 20 milyar dolar boğmak niyetinde ve bu onun hakkı oluyor. Öte yandan Türkiye ile Azerbaycan TANAP boru hattını inşa edecekler ve AB ise krizden çıkış yolunu bulmaya çalışacak. Ancak Ukrayna için Güney Akım diye bir proje yoktur.

Enerji, stratejik ortaklığımızın bir parçası

Türkiye ve Ukrayna arasında ilişkilere biraz değinmek istiyoruz. Başta enerji alanı olmak üzere ikili ticari ve ekonomik ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? İlerleyen zamanlarda iki ülke arasındaki yukarıda bahsettiğimiz ilişkileri nasıl görüyorsunuz?

Enerji işbirliği Ukrayna ve Türkiye arasında stratejik ortaklık kurulmasının önemli bir parçası. Bugün Türk tarafı, Doğu-Batı Doğalgaz Koridorunun oluşturulması çerçevesinde hidrokarbonların nakliyesi gibi uluslararası bir dizi projelere katılmaktadır. Örneğin Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattı, TANAP boru hattı, Transadriyatik (TAP) ve Transhazar doğalgaz boru hatları söz konusu.

Ukrayna ve Türkiye, kaynakların ve enerji güzergahlarının çeşitlendirme imkanları arayışındadırlar. Bu bizi birleştiriyor ve karşılıklı yararlar temelinde ortak noktaları aramaya zorluyor.

Kendi açımızdan Türk partnerlerimize Türkiye’de bir dizi doğalgaz ve petrol boru hattının ve yeraltı doğalgaz depolama tesislerinin inşaat projesinin gerçekleştirilmesi ve Karadeniz’de ve üçüncü ülkelerde hidrokarbonların araştırılması ve yeryüzüne çıkarılması konusunda işbirliğini öneriyoruz.

Biz, Ukrayna ile Türkiye arasındaki enerji sektörü ve tüm diğer alanlarda stratejik ortaklığı daha da geliştirmekte kararlıyız. Türk tarafının da bu gayretlerimizi paylaştığından eminiz.

Gazın fiyatında anlaşmaya varabileceğimize inanıyoruz

Bilindiği üzere Gazprom Avrupa Birliği’nin toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılarken bazı AB ülkeleri enerjide yüzde 100 Gazprom’a bağımlı bulunuyor. Ukrayna’daki mevcut durum, 2014-2015 kışında hem Ukrayna’da hem de AB ülkelerinde ciddi bir gaz krizi yaratabilir mi? Eğer bu gerçekleşirse, Ukrayna’nın elinde nasıl bir B planı var?

Bir kere daha altını çizmek istiyorum: Ukrayna, Rus doğal gazının Avrupalı tüketicilere ulaştırılmasını sağlayan transit ülke olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirecektir.

Ukrayna ve Rusya arasındaki doğal gaz anlaşmazlıkları, Rusya Federasyonu’nun AB’ye doğal gaz ulaştırılması sürecini hiçbir şekilde etkilememelidir ve biz bu olasılığın tamamıyla ortadan kaldırılması için tüm makul gayretleri göstermeye hazırız.

Ukrayna’nın kendisine gelince, şimdi biz sanayimizin enerji verimliliğinin arttırılması ile ilgili bir dizi önlem alıyoruz. Devletin enerji sektöründe olağanüstü duruma ilişkin yasa tasarısını hazırlamıştık ve Parlamento’ya sunmuştuk; AB’den ters akış yoluyla doğal gazın ek hacimlerinin tedarik edilmesi seçenekleri üzerinde çalışmaktayız; kendi yerli doğal gaz üretiminin arttırılmasını bekliyoruz. Ancak, biz yine de Rusya’nın yapıcı diyaloga geri döneceğine ve her iki taraf için kabul edilir Rus doğal gaz fiyatı konusunda anlaşmaya varabileceğimize inanıyoruz.

Nükleer santrallerimiz güvenli

Ukrayna’da eski Sovyet dönemi sırasında ve sonrasında hala hizmet veren nükleer enerji tesisleri bulunuyor.  1986 Çernobil kazası hala çok uzak bir geçmişte de değil. Kiev mevcut durum içerisinde bu tesislerle ilgili bir güvenlik önlemi aldı mı?

Ukrayna’daki nükleer santrallerin çok güvenli olduğunu size temin etmek istiyorum. Çernobil Nükleer Santralindeki kaza bize çok şey öğretti. Ancak, Rusya tarafından Kırım işgali ve Ukrayna’nın Doğusundaki durumun gelişmesi sadece Ukrayna için değil, Rusya dahil olmak üzere tüm komşu devletlerimiz için tehdit oluşturmaktadır.

Bu durumda Ukrayna, nükleer santrallerin güvenliğini güçlendirmeye yönelik bir dizi tedbir alıyor. Nükleer santrallerin sanayi siteleri Ukrayna İçişleri Bakanlığı askeri güçleri tarafından korunmaktadır. Her nükleer santralin çevresi üç hat alarm ve koruyucu araçlar ile donatılmıştır. Personel ve araçların girişleri özel donanımlı kontrol noktaları üzerinden yapılmaktadır. Radyoaktif maddeleri bulunan rejim tesisleri istasyonun güvenliğini sağlıyorlar. Onlar askerler veya istasyon güvenliği tarafından kontrol edilen sinyalizasyon altındadır. Onlara erişim özel izinle ile gerçekleştirilmektedir.

Buna ek olarak, son zamanlarda Ukrayna’nın enerji tesislerini teftiş eden NATO uzman ekibi Ukrayna’yı ziyaret etti. Bu ekibin çalışmaları sonucunda Ukrayna’nın nükleer santral güvenliğini artırmak için öneriler listesi oluşturulmuştur. Onlar dikkate alınacaktır.

http://turkey.mfa.gov.ua/tr/press-center/news/25452-intervju-posla-ukrajini-sergija-korsunsykogo-v-turechchini-zhurnalu-gaspower-z-tranzitom-gazu-problem-ne-bude

About The Author

Related posts

Leave a Reply

Your email address will not be published.