$  24.850 UAH /  25.150 UAH  27.700 UAH /  28.100 UAH
Mevduat Oranlarimiz: UAH - 6 ay/%17, 12 ay/%19, USD - 6 ay/%6.50, 12 ay/%7.25, EUR - 6 ay/%6.50, 12 ay/%7.25

Türk iş insanı, Ukrayna’da her eve giren Türk markası yarattı, hedef dünya markası olmak

Türkiye’den 23 yıl önce Ukrayna’ya giden Rizeli iş insanı Necmi Doğan (64), orada bir başarı öyküsüne imza attı.

Perakende küp şeker sektöründe küçük bir tesisle yola çıkan Doğan, bugün ATA Şeker adlı markası ile ülkede pazar lideri konumunda.

UKRAYNA MACERASI 1996’DA BAŞLADI

Küçük yaşlarda çalışmaya başladığını söyleyen iş insanı Doğan, birçok sektördeki tecrübesinin ardından, farklı bir ülkede iş yapmak için araştırmalara başladığını söyledi.

‘Herkesin gittiği yerlere gitmek yerine daha az bilinen ülkelere ve coğrafyalara açılmak gerektiğini düşündüm’ diyen iş insanı, Ukrayna’nın yatırım için çok cazip bir ülke olduğuna karar vererek 1996’da Ukrayna’ya adım attığını söyledi.

Ukrayna’nın tanınmış işadamlarından, yatırımcı ve sanayici Necmi Doğan ile Ukrayna’nın ekonomik durumunu, ülkenin yatırım iklimini ve Türk toplumunu konuştuk.

İyi günler Necmi Bey, 21 yıldır Ukrayna’dasınız. ATA şeker, Ukrayna’nın en ücra, köşelerine kadar ulaşan bir marka olarak biliniyor.

Biraz kendinizde bahseder misiniz?
Karadenizli bir aileni çocuğuyum. Türkiye’deki profesyonel çalışma hayatına SSK Kadıköy’de başladım, sonra 10 sene İşBankası’nda çalıştım.
İşBankası’ndaki görevimden sonra, Türkiye’nin ilk borsa  ATA Menkul Kıymetlerin acentası olarak kurdum. Altı sene bu sektörde çalıştım.  Bankaların sektöre aktif bir şekilde girmesi ve kanun buna göre değiştirmesi sonucunda, bu sektörle profesyonel ilişkim sona erdi. Ayrıldığımda 4 bin müşterimi, ibralaşarak ATA Menkul’e devrettim.

Peki Ukrayna’ya gelişiniz nasıl oldu?
Ukrayna’ya ilk olarak 21 sene önce geldim. O dönemde şeker üretim tesisi kurdum, çok kısa bir zaman sonra Kiev’deki bir Türk restoranını satın aldım.

Biraz da ATA Şeker’den bahseder misiniz?
Şu anda ülkenin perakende şeker pazarında en fazla tanına markası. Kuruluşu nasıl oldu? Geçen sürede ATA Şeker nereden nereye geldi.

İlk kurulduğumuz 6 — 7 kişilik bir üretim ekibimiz vardı. Bugünkü fabrikamızın çok küçük bir alanını kullanıyorduk. Zamanla 100 kişilik bir kadroya ulaştık ve ülkenin perakende sektöründe en büyük ve en tanınmış markası haline geldik.
Tabi çok zorluklar yaşadık. Şehir şehir, neredeyse kasaba kasaba ülkeni her yerine gittik. Türk markası ATA’yı tanıtalım, yayalım, büyütelim diye satış yaptık, tanıtım yaptık.
Bugün ülke genelindeki tüm market zincirlerinde, tüm kasabalardaki marketlerde ve hatta bakkalarda ürünlerimizi görebilirsiniz.

Öyle ki bazen bir şehirden geçerken, durup kiosklara (küçük büfeler) ya da küçük bakkallara girer bakarım var mı ürünümüz diye. Yoksa o bölgeden sorumlu arkadaşımızı uyarırım.
Şu anda  stick şekerde, pudra şekerinde, kahverengi şekerde Ukrayna perakende satış pazarında lideriyiz. Ve ülkeye ham kahverengi şeker ithalatında en büyük iki şirketten biriryiz.

Rizeli iş insanı, Ukrayna’da her eve giren Türk markası oluşturmayı başardı (DHA)

ATA şekerden başka markanız var mı?
Evet, Saharok isimli bir markamız daha var. Ayrıca büyük zincirler için özel ürünler yapıyoruz. Bir süre önce kahverengi şeker üretimine girdik, bu alanda da pazar lideri olduk.

Ukrayna’da dışında başka ülkelerde yatırımlarınız var mı?
Evet 2013 yılında Nijerya’da bir şeker işleme fabrikası kurduk. Şu anda 350 çalışanımız var. Çalışanlarımızdan 6’sı Türk. 2019 yılında da Gana’da bir yatırım başlattık.

Afrika’ya gitmeniz ve Nijerya’ya gitmenizin sebebi nedir?
Afrika çok önemli, büyük ancak bir o kadar da zorlu bir pazar.
Öncelikle bu pazardaki açığı fark ettik. Biliyorsunuz ülkemizin, son dönemde Afrika’ya yönelik artan bir ilgisi var. Yatırıma başlamadan önce,  Dış Ticaret Müsteşarlığımızın belgelerini, Türkiye’nin ve uluslararası kuruluşların Afrika ve özellikle Nijerya raporlarını inceledik ve yatırıma karar verdik.
Bugün oradaki az sayıdaki büyük çaplı Türk girişimciden biriyiz.

Bizim dışımızda Hayat Kimya gibi üretim yapan ve Rönesans gibi inşaat yatırımı yapan Türk iştirakleri de mevcut.
Önümüzdeki dönemde, başta Nijerya olmak üzere, Afrika’da başka yatırımlarımız da olacak.

Biraz da Ukrayna’yı konuşmak istiyoruz. Ukrayna ekonomisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ukrayna ekonomisi çok zor bir kriz sürecinde geçti. Önce 2008 küresel krizi, sonra 2014 yılında eski devlet başkanı Yanukoviç gitmesi ile,  oligarkhların varlıklarını satarak dolar almaları, ve yüklü miktarda para ile ülkede çıkmaları ekonomiye darbe vurdu. Ekonominin dipten dönüşü 2019 yılında başladı.

Ancak bir süredir toparlanma işaretleri geliyor. Yapılan reformların iyileşmeye yönelik sonuçlar verdiğini görüyoruz. Öte yandan sektörde ciddi bir kalifiye eleman sorunu var. Özellikle ayırmıyorum, ama ülkedeki hemen her sektörde kalifiye, tecrübeli ve tecrübesiz çalışan bulamıyoruz. Olağanüstü bir dış göç var. İnsanlar burada işçi olmak yerine, Avrupa’da işçi olmayı seçiyor ve oraya gitmenin yollarını arıyorlar. Bu da hem yatırımcı olarak bizi hem de genel olarak yatırımcıyı etkiliyor.

İki ülke ilişkileri son bir kaç yılda, tarihte görülmediği hızla gelişiyor. Savunma sanayisindeki işbirliğinin yanı sıra, ekonomi alanındaki işbirliği projeleri gelecek için önemli sinyaller veriyor. Türkiye ile Ukrayna arasındaki nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir Türk  yatırımcısı olarak, iki ülke arasındaki ilişkilerdeki yakınlaşmayı memnuniyetle karşılıyorum. Uzun yıllar turizm ve ticaret arasında kalan ilişkiler, bir süredir stratejik işbirliği seviyesine ulaşmış, savunma sanayisini de kapsayacak şekilde ilerlemektedir.
Türkiye’nin, Ukrayna’nın Rusya ile yaşadığı sorunlarda Ukrayna’ya yakın durması ve Kırım politikası çok önemlidir. İki ülke cumhurbaşkanlarının katıldıkları Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantılarında alınan kararların, Tükriye ile Ukrayna’yı daha da yakınlaştıracaktır.

İki ülke arasında uzun yıllardır gündemde olan, ancak bir türlü imzalanamayan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) hakkında neler söylemek istiyorsunuz? Bu konuda yakın gelecekte imza bekliyor musunuz?

Elbette dileğimiz STA’nın bir an evvel imzalanmasıdır. Ancak bir de reel durum var. Farklı sektörlerin çıkar çatışmalarının ve ülkelerin bazı üretim alanlarını korumak istemelerinin süreci uzattığı ortada. Yıl sonuna kadar bir anlaşma beklemiyorum. Tabi kesin konuşmak da istemiyorum. Ortada cumhurbaşkanlarının ortaya koyduğu siyasi niyet ve duruşları var. Bu ülkeye inanmış ve 21 yıldır Ukrayna’da Türk yatırımını temsil eden girişimcilerden biri olarak, elimizden gelen desteği vermeye hazırız.

STA’nın sizce ne tür getirileri olabilir?
STA’nın iki ülke arasındaki ticaret hacmini arttıracağı bir gerçek. Elbette bazı sektörlerde bir takım sıkıntılar olabilir. Ancak AB ile, İsrail ile ya da başka ülkelerle Serbest Ticaret Anlaşması imzalamış Ukrayna’nın neden Türkiye ile de serbest ticaret anlaşması olması. Hacimin artması yeni iş alanları doğurabileceği gibi, karşılıklı yatırımları da arttıracaktır.

Ukrayna’daki Türk toplumu hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Bu ülkedeki en eski Türk işadamlarından birisiniz. Ukrayna’daki Türk işadamı profilini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ukrayna’daki Türk işadamı profili uzun yıllar, küçük çaplı ticaret yapan girişimciler olarak kaldı.
Elbette bu süreçte önemli yatırımlar yapan işadamlarımız da oldu. Ancak genellikle küçük ve orta ölçekli ticari faaliyetler olarak sınırlı kaldı. Ukrayna’da tabiri caizse elini taşın altına koyan çok az işadamı vardı. Zamanla bu profil değişti. Şimdilerde daha çok türkiye bağlantılı olan ve burada bu şirketler adına çalışan profesyonelleri görüyoruz. Büyük çaplı yeni yatırımlar da oluyor ancak bu çok çok az seviyede. İşadamı profilimiz genellikle küçük paralarla iş kuran ve bunu büyüten ya da büyütmeye çalışan girişimciler olarak özetlemek mümkün. Unutmayın ki Ukrayna’da başarı öyküleri vardır. Ancak bu öykülerin yanında, gizli kalmış çok sayıda başarısızlık öyküsü ve mali kayıplar da vardır. Gördüğüm şu ki, bugün kadar10 tane firma başarılıysa, 100’lerce firma çeşitli sebeplerle battı. Umutla geldiler, üzüntü ile paralarını kaybetmiş şekilde geri döndüler. Ben, özellikle yatırımcıların bu konuyu bilerek gelmelerini istiyorum.

Ukrayna’nın yatırım iklimini nasıl değerlendirmek istersiniz?

‘kötü’ diyerek sözlerime başlamak istemezdim. Ancak ne yazık ki hukuk Ukrayna’da tam olarak işlemiyor.  Hala, işe yasa dışı yollardan (reiderstvo) el koyma vakaları duyuyoruz, yaşıyoruz. Bazen avukatın bile işe yaramadığı bir gerçekle karşı karşıyayız.Umarız yeni başkanımız, bu gidişe son verir.Genç ve idealist bir ekibi var.

Usulsüzlük hala önlenmedi. Reiderstvo hala var. Ülkede bir çok alanda monopolleşen gruplar, kobilere nefes aldırmıyor. Bankacılık sistemi yeni yeni düzeliyor. Daha devlet iş dünyasına doğru dürüst, uygun şartlarda kredi sağlamıyor. Dolayısıyla yatırım ortamı henüz istenen seviyede değil.
Fabrikaya Bir elektrik çektireceğiz, 21 yıldır başarıl olamadık. Brokrasiyi aşamadık. Hala kiralık kullanıyorum.
Baksan, yabancı yatırımcıya destek olacaklar. Gümrükler yeni yeni düzelmeye başladı. Sen üretiyorsun belli bir maliyetin var, adam gümrük vermeden girip senin maliyetinin altında ithal ürün satıyor. Bunları da söylesene.
Elbette, Ukrayna’ya inanıyoruz, yatırım iklimi çok daha iyi bir ülke olacağını düşünüyoruz. Taşın altına elini koyamayan arkadaşlar, ne hikmetse Ukrayna yatırım cenneti diye, işadamlarını davet ediyorlar.
Bu arkadaşlarımız uyarım,  milleti çağırırken, riskini söylemeleridir. Ben Türkiye ekonomisine, buradan katkı sağlayan tüm yatırımcıların, çok özel olduğunu, sosyal toplumda da öncelikli olduğunu, ona göre itibar edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu ülkeye gelmek isteyen yatırımcılara neler önerirsiniz?

Lütfen bu ülkeye gelirken, risklerini tam olarak analiz edin. Her önünüze geleni, tabiri caizse ‘takım elbise giyeni’ dinleyip, dediklerini doğru kabul etmeyin.
Uzmanına sorun, analizleri, raporları okuyun. Yasalara hakim olun. Toplumda reel iş yapan, kendi sektöründe başarılı olan kişilere sorun. Resmi temsilciliklerimiz, geldiğinizden yaptığınızdan haberdar olsun. Burası dışarıdan göründüğü gibi kolay bir ülke değil.

Ukrayna’daki Türk toplumun en tanınan ve renkli simalarından birisiniz. Ancak bir süredir Türk toplumundan uzak bir duruş sergiliyorsunuz. Bunu neye bağlamak istersiniz?

Aslında çok da uzak değilim. Dostlarımla arkadaşlarımla sıklıkla bir araya geliyorum. Ancak eskisi kadar sivil toplum kuruluşlarına yakın değilim. Biliyorsunuz zamanında güzel işler yaptık. Sadece iş dünyasını değil, Ukraynalıları ve Türkleri aileleri ile bir araya getirdik.  Güzel sosyal etkinliklerimiz oldu. Futbol maçları, farklı turnuvalar düzenlerdik. Şirketlerin çalışanlarından 20 tane takım kurup, binlerce Türk ve Ukraynalıyı aileleri ile bilikte, maç izlemeye, stadlara getirebiliyorduk. Mesela halk dansları topluluğu kurup, Ukrayna’daki beş üniversitenin gençlerine Türk folklorunu öğretip, yarışmalara katıldık, Anadolu Ateşiyle sahne aldık. Unutmayalım ki derneklerin tüzüğünde sosyal ve kültürel faaliyetlerde vardır ve biz o dönemde bunu cok iyi uyguluyorduk. Hala herkes o dönemleri tatlı bir tebessüm ve güzel bir anı olarak hatırlıyor.
Büyük çaplı projeleri hayata geçirip, örneğin hastanelerin onarımını gerçekleştirirdik. Türk Ukrayna İşadamları Derneğinde bir süre başkanlık ve başkan vekilliği yaptım. Ancak o zamanlar sebebini anlayamadığımız bir şekilde, birbirimize küserek bölündük.

Bugün bakıyorum, 20 kişinin aynı masada oturduğu toplantıları göremiyorum. Tamam sivil toplum kuruluşlarımız var ama, dağınık bir görüntü sergiliyorlar. Birlikte, kol kola, birbirlerine destek olarak hareket etmiyorlar.

Ben özellikle kobileri çok sahipsiz görüyorum.  Ukrayna’daki Türk toplumu sadece büyük çaplı iş yapan, bir takım yerlerde bazı tanıdıkları olan insanlardan meydana gelmiyor. Neden onları kimse düşünmüyor. Bakarsanız iki ülke arasındaki ticarette çok önemli payları var ve irili ufaklı işletmeler açarak yatırım da yapıyorlar. Büyümeye çalışıyorlar. Ama denize düşmüşler, yüzmeye çalışıyorlar, yardım eden yok.

Burada Ticaret ataşeliğimize ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düştüğü kanısındayım. Düşünsenize bu ülkede 10 binin üzerinde Türk var. Büyük kısmı iş dünyasında. Ama her yerde hep aynı kişiler. Bir fotoğraf çekiliyor, hep aynı insanlar. Oysa, o fotoğrafa ne kadar değişik yeni yüzler, sektör temsilcileri girerse çok daha güzel olur.

Bir de işin sosyal boyutu var. Sivil toplum, sadece iş dünyası mıdır? Neden insaları; aileleri ile birlikte buluşacakları etkinlikler yapmazlar?
Neden Ukraynalı sıradan insanlarla, bu ülkede yaşayan Türkleri bir araya getirecek organizasyonlar düşünmezler. Tamam iş adamı örgütlerinin başlıca görevi iş dünyası ile ilgili etkinliklerdir, üyelerinin sorunlarına yanıt bulmaktır. İşin sosyal tarafını hep gözardı ediyorlar. Dokunamadıkları on binin üzerinde Türk var bu ülkede. Bu büyük bir eksiklik. Ukrayna’daki Türk toplumunda heyecan eksikliği var. Ben bunu kabul edemiyorum.

Büyükelçiliğimizin mutlaka bir belleği vardır. Kim kimdir bilir. Bu ülkedeki yatırımcıları bilir. Diplomatik misyonlarımız bu ülkedeki Türk iş dünyasına, reel iş insanlarına daha çok kulak vermeli, bu ülkedeki Türk yatırımcılarla daha çok bir araya gelmelidir.

Türk toplumunda bir dağınıklık var. Heyecan eksikliği var. Sivil toplum örgütleri, topluma önderlik yapmalı, yol göstermeli, sorun çözmeli ve sosyal birlikteliği sağlamalıdır.
Ben herşeyin zaman içinde düzeleceğini ve yoluna gireceğini umuyor ve inanıyorum. Tüm eski dostlarıma ve yeni arkadaşlara saygı ve sevgilerimle.

 

Alle Design

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.